Skip to main content

Karakalem Portre

                                              

                                  KARAKALEM PORTRE

    Gün gelecek tüm arkadaşlarımız,sen,ben,oğlumuz,sonsuza kadar ayrılmamacasına aynı havayı tenefüz edecek,birlikte olacağız.Tüm sevdiklerimizi görmek istediğimiz surette göreceğiz.Eski fotoğrafları karıştırıyorum,Çocukluğumuz,gençliğimiz,ilk işe başladığımız gün,evlendiğimiz,çocuğumuzun doğuşu,ilk arabamız,ilk evimiz,tüm hatıralar adeta canlanıyor,o günlere dönüyorum.Fakat beni en çok derinden etkileyen,geçmişteki o günlere sanki gerçekmiş gibi götüren.o doğum gününde sana hediye ettiğim karakalem portre...Tüm renklerden arındırılmış,siyah ve beyaz arası ...sanki hayatın en doğal hali.Oysa hep renkleri aradık,oysa hayallerimizi hep yeşile,maviye,kırmızıya boyamıştık.Fakat bu siyah ve bayaz arası karakalem portre daha bir derinden,daha bir hüzünle etkliyor beni.Karakalem ;sanki doğum ve ölüm arası tüm frilikler aslında yaşamın gerçeği.Bizler yaşamımızda hep renkli dünyamızı yaratmaya çalıştık.Tıpkı gerçektede olduğu gibi siyah beyaz dışındaki tüm renkler güneşin ışınlarının yanılsamasıydı.Gerçek olan siyah ve beyaz olsa gerek.Tüm renkleri kaldırsam ,herşeyi karakalem olarak görsem;sanki hep güzel anları hatırlayacağım.Öyle bir ruh halindeyim şuan.

  Her sabah uyandığımda karşımda duran karakalem portren, bana birgün tekrar o güzel günlere,gençlik yıllarımıza döneceğimizin teminatı gibi,karşımda bana bakıyor.Çizen ressamı hatırlamıyorum bile,sadece o güne gidiyorum.Sana doğum gününde hediye ettiğimde ,sevinçten ne kadar ağladığını hiç unutamıyorum.Tüm fotoğraflarımızı karıştırdım,tek tek baktım.Lakin hiçbiri beni senin karakalem portren gibi ,o günlere götürmedi.Sanki bir zaman makinası görevi üstlenmiş,her sabah uyandığımda karşımda duran karakalem portrene bakınca o günlere gidiyorum,o anı yaşıyorum,mutlu oluyorum.

 Çölde seyahat eden bir seyyah, yırtıcı bir hayvanın şerrinden kurtulmak için, kendini, yakınında bulunan bir kuyuya atar. Kuyunun içine düşerken can havliyle bir dala yapışır. Yukarda yırtıcı hayvanın dehşetinden korkarak aşağı inmek ister ancak kuyunun dibinde bir ejderha ağzını açmış avını beklemektedir. Yapacağı bir şey olmadığı için var gücüyle çalılara yapışmaktadır. Ancak bir de ne görsün, beyaz ve siyah iki fare bu çalıları kemirmektedir. Bu acayip hal içinde iken her nasılsa çalıların üzerine bulaşmış bal damlalarını yalayıp bir kaç dakikalık da olsa zevk almaya çalışmakta, o korkunç hali görmezden gelmektedir.İşte bende o seyyahın ölüme çok yakın olduğu anda nasıl ki birazcık balı yemeğe çalışıp mutlu olmak istiyorsa,Bende son anımda senin karakalem portrene bakmak istiyorum.

                                                                                       Mehmet Emin DOĞAN